BİZ KİMİZ

Türkiye Tekstil Araştırmaları Organizasyonu

Türkiye Tekstil Araştırmaları, tekstil tarihi ve geleceğini araştıran, sürdürülebilirlik ve giysi atıkları ile ilgili projeler üreten, eğitimler düzenleyen, tekstil sektöründeki üreticileri, profesyonelleri ve genç nesilleri farkındalık ve pozitif etki yaratma amacıyla bir araya getiren aracı organizasyon ve yaratıcı alandır.

Türkiye Tekstil Araştırmaları Organizasyonu

Misyonumuz

Araştırmalarımızı şeffaf bir biçimde yürütürken sektördeki farklı disiplinlerle, şirketlerle, topluluklarla ve bireylerle işbirliği içinde olmayı ve ortak üretimi hedefliyoruz. Böylece bir çatı kurum olma görevini üstleniyoruz. Tekstile dair bilgi veya ürün üretenleri bir araya getirerek yaratıcı üretime ve çözümlere özgür bir alan yaratmayı amaçlıyoruz.

Vizyonumuz

TTAO olarak, araştırmalarımızı tekstil atıkları, sürdürülebilirlik ve geleneksel tekstil başlıkları altında yapmaktayız. Tekstil alanında projeler üretmek isteyen insanları desteklerken önümüzdeki 5 yıl içerisinde eş zamanlı olarak, toplumsal fayda ve ekonomik gelişme sağlayan, insan hakları ve iklim krizini de kapsayan en az 10 adet projeye ev sahipliği yapmayı hedefliyoruz. Bilim kaynaklı bilgiyi yaymak ve farkındalık yaratmak ana amacımız.

Değerlerimiz

Değerlerimizin bize dokunacak insanlar, projeler, fikirler ile zamanla evrilecek olduğunun bilincindeyiz. Bu farkındalıkla bizi yansıttığına inandığımız  bazı kelimeleri bir araya topladık; işbirliği, gönüllülük, özgünlük, sorgulayıcılık, sürdürülebilirlik, adalet, insana yaraşır yaşam şartları, kapsayıcılık, erişilebilirlik, özveri, ekosisteme ve yaşama saygı…

SÜRDÜRÜLEBİLİR KALKINMA AMAÇLARI

Önem Verdiğimiz Konular

2030 hedef yılına yaklaşırken kaynaklarımız hızla tükeniyor. Organizasyon olarak bütün sürdürülebilir kalkınma amaçlarını önemsiyor ve kapsamayı hedefliyoruz. Burada bazılarını örnek olarak burada paylaşırken, moda ekosistemiyle hepsini birleştiriyoruz. (SKA no: 5, 10, 11, 12, 13)
not: Yine de projelerimizin her birinin kendi içinde farklı maddeleri kapsayabileceğini de eklemek isteriz.

10 - EŞİTSİZLİKLERİN AZALTILMASI

Gelir eşitsizliğinin artıyor olduğu, en zengin %10’luk kitlenin, toplam küresel gelirin %40’ını elde ettiği kanıtlanmıştır. En yoksul %10’luk dilim ise, küresel gelirden yalnız %2 ila 7 arasında pay alıyor. Nüfus artışını da dikkate aldığımızda, gelişmekte olan ülkelerde eşitsizlik %11 oranında büyümüştür.

Gelir eşitsizliği, küresel çözümler isteyen küresel bir sorundur. Çözüm, mali piyasalar ve kurumların düzenlenmesi ve izlenmesini iyileştirmeyi, kalkınma yardımları ve doğrudan yabancı yatırımları en çok ihtiyaç duyulan bölgelere yönlendirmeyi içerir. İnsanların güven içinde göç ve hareket etmesini sağlamak da, büyüyen eşitsizliğin azaltılmasında önemlidir.

12 - SORUMLU ÜRETİM VE TÜKETİM

Ekonomik büyüme ve sürdürülebilir kalkınmayı başarmak için, malları ve kaynakları üretme ve tüketme biçimlerimizi değiştirmek suretiyle ekolojik ayak izimizi derhal azaltmamız gerekiyor. Dünya genelinde en büyük su tüketicisi tarımdır ve tarımsal sulama, insanların kullandığı tüm taze suyun yaklaşık %70’ini buluyor.

Ortak doğal kaynaklarımızın verimli yönetimi ve zehirli atık ve kirleticileri bertaraf etme biçimimiz de bu amaca ulaşmada önemli hedeflerdir. Endüstriler, işletmeler ve tüketicileri geri dönüştürme ve atıkları azaltmaya teşvik etmek de, gelişmekte olan ülkelerin 2030 yılına kadar daha sürdürülebilir tüketim örüntülerini benimsemeye teşvik etmekle eşit derecede önemlidir.

Dünya nüfusunun büyük bir kısmı hala, kendi temel ihtiyaçlarını karşılamaya yetmeyecek düzeyde düşük tüketime sahiptir. Daha verimli üretim ve tedarik zincirlerinin yaratılmasında, satıcı ve tüketici düzeyinde küresel kişi başına gıda atığının yarı yarıya azaltılması da çok önemlidir. Bunun yapılması, gıda güvenliğini artırabilir ve kaynakları daha verimli kullanan ekonomiye doğru geçişi sağlayabilir.

13 - İKLİM EYLEMİ

Dünya üzerinde iklim değişikliğinin ağır etkilerini bizzat yaşamayan tek ülke yoktur. Sera gazı emisyonları atmaya devam ediyor ve şu anda, 1990 yılındaki düzeye göre %50 artmış durumdadır. Doğu Avrupa ve Orta Asya, büyük sera gazı emisyonu üreticileri değiller; ancak iklim değişikliğinin sonuçlarından orantısız biçimde zarar görüyorlar.

Küresel ısınma, insanların hayatını ciddi ölçüde etkiliyor. Hemen şimdi harekete geçmeliyiz.

Contact us to become a part of our community